Asetazolamid, proksimal tübül epitelindeki karbonik anhidraz (CA) izoformlarını inhibe ederek sodyum bikarbonat (NaHCO₃) geri emilimini azaltır. Sonuç bikarbonatüri, alkali diürez ve zamanla hiperkloremik (normal anyon açıklı) metabolik asidozdur. Tek başına natriüretik etkisi mütevazıdır; proksimalden kaçan sodyum aşağı segmentlerde büyük ölçüde geri emilir.
Süzülen bikarbonatın yaklaşık %70–80'i ve sodyumun %60–65'i proksimal kıvrımlı tübülde geri emilir. Bu yüksek kapasiteli taşımada iki izoform rol alır:
Apikal fırçamsı kenarda, lümene bakan yüzeyde glikozilfosfatidilinositol (GPI) çıpasıyla tutunur.
Epitel hücresinin sitoplazmasında yüksek konsantrasyonda çözünmüş hâlde bulunur.
Asetazolamid hem luminal CA IV'ü hem sitoplazmik CA II'yi geri dönüşlü olarak inhibe eder:
Fizyolojik sonuç: Proksimal NaHCO₃ ve su geri emilimi azalır; idrarla HCO₃⁻, Na⁺, K⁺ ve su atılımı artar (bikarbonatüri, alkali idrar).
Asetazolamid tek başına kullanıldığında natriüretik etkisi mütevazıdır (FENa yaklaşık %3–5). Proksimalden kaçan sodyum yükü Henle kulbunda (NKCC2) ve distal kıvrımlı tübülde (NCC) kompanzatuar olarak geri emilir. Bu yüzden asetazolamid güçlü bir ödem ilacı değildir; değeri, aşağı segmentleri bloke eden diüretiklerle birlikte kullanıldığında ve metabolik alkalozun düzeltilmesinde ortaya çıkar.
Bu branşla ilgili çıkmış tüm YDUS soruları ve çözümlü vaka analizleri Premium abonelere özel.